Çocuklara Şoför Olmak Zor İş

Süper lüks, coupe veya benzeri spor arabaları bir kenara bırakırsanız bugün imal edilen arabaların tamamına yakını ailecek seyahatleri hedefliyor.

Sadece eşlerin dikkate alındığı tek kapılı modelleride aynı kategoriye koyalım,  geride kalan tüm modellerde bir şekilde çocuklar geliştirme konseptinde etkili oluyor.  Bu sebeble otomobillerin tamamına yakınında,  arka koltuklarda çocuk koltuğu bağlama sistemleri (İsofix) standart olarak sunuluyor. Yeni yeni ortaya çıkan ara sınıf modellerde küçük bir masaya dönüşebilen katlanır sırtlıklar, boya tutmayan koltuk kumaşları, çocuk kilitleri, cam perdeleri, koltuk arkası DVD, Play Station türü eğlence sistemleri çocukların yolculuğunu daha rahat ve güvenli yapabilmeleri için düzenleniyor. Çocuklar bunun pek farkında olmasalar da…

Zaten aslına bakılırsa araç içerisinde çocuklar hedef alınarak geliştirilen birçok yeni teknolojinin temelinde ebeveyn, yani anne ve babaların daha rahat etmesi yatıyor. Zira, sesi çıkmayan, yürümeyen bebekleri bir kenara bırakırsanız, özellikle 10 yaş altındaki çocukları araç içinde tutabilmek pek de kolay değil. Bu tür ortamlarda zaman kavramı, bazen önemini kaybediyor. 20-25 dakikalık bir şehir içi trafiğinde araç içinde bulunan iki çocuk, sürücüyü çileden çıkarmaya yetebiliyor.

Verilen molaların kesmediği, okunan/anlatılan hikâyelerin, DVD oynatıcılardan izlenen çizgi filmlerin yetersiz kaldığı, araç içine alınan yiyecek ve içeceklerin ortamı sakinleştirmeye yetmediği sıcak yaz günlerinde yapılan uzun tatil yolculuklarında ise çocuklar adeta krallığını ilan ediyor. Bir yandan araç kullanmaya çalışan, bir yandan araç içindeki gürültüyü sindirmeye çalışan sürücü anne/babalar, süreklilik kazanan ‘Ne zaman varacağız, daha yol çok mu? Acıktım, tuvaletim geldi, uykum var…’ türünden serzenişlere de cevap yetiştirmek zorundalar.

Çocuk sahibi insanların, çocuklarla ilgili birçok konuda ‘esnemeye’ kabiliyeti gelişmiş oluyor, yani işin konfor, rahat yönü bir yerde çok da önemli değil. Ancak söz konusu sürüş güvenliğinin bozulması olduğunda, durum çok farklı bir boyuta taşınıyor. Araç içinde sürekli kavga eden, sağa sola bir şeyler fırlatan çocuklar, sürücüleri etkileyebiliyor ve acı sonuçlar doğuran kazalara yol açabiliyor. İşte bu yüzden, çocuklarla yola çıkarken mutlaka daha ‘esnek’ olmalı, onların her türlü ihtiyaçları hesaba katılarak yol planlaması yapılmalı ve onların güvenliği öncelikli olarak hesaba katılmalı.

Proton Gen-2

proton gen 2
Sportif bir görünüşe sahip olan Proton Gen-2, ilk bakışta yarış otomobili hissi uyandırıp, sizi pilot havasına soksa da, iç mekanda kullanılan malzemeler pekte hoş durmuyor.

İlk olarak Jet-Pa ile Türkiye yollarında ter döken Proton, o dönemdeki modelleriyle bile büyük beğeni toplamıştı. Bugün, ise farklı ve dikkat çekici modelleriyle trafikte bakışları üzerine çekmeyi başaran markanın Gen-2 modelini test ettik. 1996 yılında İngilizlerin ünlü markası Lotus’u alan Proton, bu tarihten sonra ciddi bir atılım içine girdi. Lotus, 2001 yılından itibaren Proton için özel ürünler geliştiriyor. Dış tasarımına bakıldığında hayli akıcı ve etkileyici çizgilere sahip olan Gen-2, hayli sportif bir görünüme sahip.

Bu sportif görünüm aracın içinde de kendini gösteriyor. Yarış otomobillerini andıran direksiyon simidi ve sportif ön koltuklar, vites topuzu sizi etkilemeyi başarıyor. Fakat bu etkileşimin sadece tasarım anlamında olduğunu belirtmekte yarar var. Zira, Gen-2′nin iç mekan tasarımında kullanılan malzemeler bize biraz “kalite yoksunu” gibi geldi. Kullanılan malzemeleri saymazsak, iç mekan hayli ergonomik bir kullanım alanı sunuyor. Çoğu zaman şikayet edilen daralan alçalan tavanın ise sportif çizgileri tamamladığını düşünüyoruz.

Yol Tutuşu Çok İyi

Araçta yol alırken, dikkatimizi en çok çeken şey Gen-2′deki yol tutuş hissi. Araç, yüksek hızlarda, sert virajlara girildiğinde dahi, en ufak savrulma belirtisi hissettirmiyor. Şasisi Lotus tarafından geliştirilen Gen-2′de önde kullanılan Mcpherson süspansiyonlar, bu mükemmele yakın yol tutuşunu destekliyor.

Fiyatlar 30 bin liradan başlıyor

30 bin liradan başlayan Gen-2′nin fiyatları, donanım ve paket seçeneklerine göre 50 bin liraya kadar ulaşabiliyor. Türkiye’de 1.6 litre motorla satılan Gen-2, yüksek devirlerde gaza yüklendikçe farkını ortaya koyuyor. Sert vites topuzu ise bizim kullandığımız Sporty donanıma sahip bir araç içinde, iyice havaya girmenize yetiyor. Fakat bir noktayı belirtmekte yarar var. Gen-2′de sürücü ve yolcu hava yastığı sunulurken yan hava yastıkları bulunmuyor. ABS ve EBD Medium donanım paketinden itibaren sunuluyor.

Subaru Yepyeni Bir Otomobil Hazırlıyor

yeni subaru

Subaru yepyeni bir otomobil geliştiriyor.  Japonya’da Best Car isimli otomobil dergisinde yer alan habere göre agresif görünümü ile ön plana çıkan yeni bir otomobil ilerleyen dönemlerde duyurulacak. Otomobil ilk olarak büyük bir ihtimalle arkadan çekişli olarak üretilecek.  Best Car isimli otomobil dergisi otomobilin fotoğraflarını üç boyutlu şekilde dergi ile beraber okurlarına sundu.

Araç büyük bir ihtimal 2011 yılında satışa çıkartılacak.  Öncelikle sadece arkadan çekişli olarak satılacak arabanın ilerleyen dönemlerde dört çekişli versiyonu da üretilebilir.

Renault Koleos White Edition

renault koleos white edition

Renaulti Koleos White Edition Bluetooth alıcısı, DVD navigasyon cihazı ve ses sistemi ile beraber geliyor. Araç dizel ve DCI olmak üzere iki farklı şekilde tercih edilebiliyor.

Koleos White Edition isimli özel versiyon otomobil üzerinde çalışan Renault aracın fotoğraflarını yayınladı. Firma bu arabasında kabin içerisine ses sistemi, Bluetooth alıcı ve DVD navigasyon aletini dahil etmiş. 18 inç büyüklüğünde alüminyum alaşımlı jantlara sahip olan arabada camlar da karartılarak Koleos White Edition’a farklı bir hava katılmış.

Araçta 150 beygir gücünde motor bulunuyor. Ve 150 beygirlik dizel Koleos White Edition için 29.350 Euro ödemeniz gerekiyor. Yine 150 beygir gücünde olan DCI modeli ise 31.350 Euro fiyata satın alınabiliyor. DCI modelinin otomatik vitesli olan versiyonu 32.820 Euro’ya satılıyor.

Firma aracı tasarlarken soför ve yolcuların konforunu üst düzeyde tutmak amacıyla özel olarak geliştirilen koltukları otomobil içerisine konumlandırmış.

Corvette Grand Sport İçin Az Kaldı

Krize rağmen General Motors 2010 Yılında Corvette Grand Sport modelini çıkartmayı planlıyor.
6.2 litre 430hp LS3 V8 Motor 424 torque.
Corvette Grand Sport’tun ön tarafında 18″ jantlar kullanılırken, arka lastiklerde 19″ tercih edilmiş.
Otomobildeki standart yaylar ve amortisörler yarış versiyonu ile değiştirilmiş, denge çubuğu geliştirilmiş.

grand sport

grand sport

1 litre benzinle 100 kilometre

volt

GM yetkilileri tarafından yapılan açıklamada elektrikle şarj edilebilecek olan Chevrolet Volt marka arabanın önümüzdeki yıl piyasaya sürüleceği belirtildi.

Bugün yakıtta dünyanın en tasarruflu arabası olarak Toyota Prius Hibrit gösterilirken, Chevrolet Volt’un Toyota’dan 4 kez daha tasarruflu olacağı belirtildi. Önümüzdeki yıl galeride boy gösterecek olan Chevrolet Volt, Amerika iç pazarında 40 bin dolardan satışa sunulacağı öğrenildi.

Chevrolet Volt’un klasik hibritlerden bir farkı da evde kullanılan elektriklerle şarj edilebilecek olması. Hem benzinle hem de elektrikle çalışacak olan Chevrolet, şarj edildikten sonra 40 mil (yaklaşık 65 km) yol yapabilecek.

Şarj bataryalarının tekrar şarj edilebileceğini belirten GM Başkanı Fritz Henderson, Chevrolet Volt’un hem benzin hem de elektrik kullanılmasıyla toplam 300 mil (yaklaşık 485 km) yol alabileceğini kaydetti. Başkan Henderson, Chevrolet Volt’un bir defa elektrik ile şarj edilmesinin maliyetinin 40 cent olduğunu bunun da her mil başına 5 cent anlamına geldiğini vurguladı.

ABD Hazine Bakanlığı’nın bünyesinde bulunan GM, yeni üreteceği aracı için 40.000 dolar fiyat belirlerken bunun vergilerle birlikte 45 bin doları geçeceği tahmin ediliyor. Bugüne kadar Amerikan markası taşıyan hiçbir araba bir gallon benzinle üç rakamlı mil yapabilmiş değildi. Chevrolet Volt, yakıttaki cimriliği ile Amerika’nın araba üretimi tarihinde bir dönüm noktası.

Ekonomik kriz ve onun neticesinde geçen yıl bir galon benzinin 4 doları geçtiği Amerika’da halkında tercihlerinde ciddi değişmeler yaşanıyor. Daha önceleri on iki ya da sekiz silindirli dev motorlu araçları kullanmayı tercih eden ve adeta yaşam tarzı haline dönüştüren Amerikan halkı artık, daha az yakıt tüketen küçük arabalara yönelmiş durumda.

Smsle aracın geçmişi cebinde

doblo

2. el araç sorgulama, 2. el araç borç sorgula, ikinci el araba sms, ikinci el araba sorgulama

Türkiye’de yılda 300-350 bin yeni otomobil alıcı bulurken en az 2 katı kadar ikinci el otomobil el değiştiriyor. Hatta bu rakamın bir buçuk milyonu aştığı bile söyleniyor.

Son zamanlarda çok sayıda kurumsal ikinci el operasyonu devreye girmesine rağmen bu pazarda ‘güven’ sorunu tam olarak aşılabilmiş değil. Birçok otomobil müşterisi geçmişini tam olarak bilmediği bir otomobili almaktansa biraz daha borçlanıp yeni otomobil almayı seçiyor. Sürecin ne kadar bu şekilde devam edeceğini kestirmek pek mümkün değil; ancak ABD ve Avrupa ülkelerinde ikinci el otomobil alıp satmak tıpkı sıfır otomobil ticareti gibi güvenli ve yaygın. Bu durum bayiler açısından da oldukça kârlı. Türkiye’de daha güvenli bir ikinci el ağının olması hem müşteri hem de markalar açısından kazançlı ve daha çok seçeneği olan bir pazar ortamı sağlayacak.

Bu güvenin oluşmasında en önemli adım, kullanılmış otomobilin geçmişiyle ilgili şeffaf bilgilere sahip olabilmekten geçiyor. Bir otomobilin sadece gerçek kilometresini bilmek ve dış görünümünün sağlam görünmesi yeterli değil; ne tür kazaları geçirmiş, hangi parçalar değişmiş, ne gibi tamirat işlemleri görmüş bilinmesi gerekiyor. Özellikle garanti süreleri içerisinde yetkili servislerden alınan hizmetler düşük bedeller karşılığında o aracı satın alacak müşteri tarafından öğrenilebilse de, sonrasında ortaya çıkan hasar vs. gibi durumlar genellikle gölgede kalabiliyor. Bünyesinde tramer, yani trafik sigortaları bilgi merkezini de barındıran ve tüm sigorta şirketleri doğal üyesi kabul edilen Sigorta Bilgi Merkezi bu konuda önemli bir adım attı. Kısa bir süre önce devreye giren uygulama ile cep telefonu üzerinden bir aracın geçmişi hakkında kısa sürede bilgi edinilmesi mümkün hale geldi.

Sigorta Bilgi Merkezi Genel Müdürü Mehmet Üst, Otokontrol adı verilen uygulamayla sahip olunan bir araç ya da satın alınmak istenen kullanmış bir otomobil hakkında çok daha kısa süre içerisinde tüketicilerin bilgi sahibi olabileceğini söyledi. Ağustos ayı itibarıyla Turkcell ile anlaşmalı olarak devreye giren uygulamanın plaka (eski plaka değişse bile fark etmiyor), motor ya da şasi numaraları üzerinden sorgulama imkanı verdiğini belirten Üst, böylece bir aracın hasar geçmişini, trafik poliçesinin olup olmadığını, eğer bir kazaya karışılmışsa kaza tespit tutanaklarının durumunu kısa sürede öğrenmenin söz konusu olabildiğini dile getirdi. Hasar geçmişi ile ilgili sorgulamaların 2003 yılı ve sonrasında kasko ya da zorunlu mali sigorta hasar ödemeleri bilgilerinden elde edildiğini ifade eden Üst, kaza sorgulama sisteminde kazaya karışanların kendi aralarında tuttuğu kaza tespit tutanaklarının esas alındığını söyledi.
Continue reading ‘Smsle aracın geçmişi cebinde’

Avensis Hedefi Büyüttü

Avensis

Üçüncü nesil Avensis, keskin ve iri hatlara sahip tasarımı, Avrupalı çizgiler taşıyan iç mekanı ile ilgi görüyor. Bamboo graphics kaplamaların kullandığı kokpitte, çift bölgeli klima, optitron göstergeler ve elektronik el freni kalite hissini ön plana çıkarıyor.

4,8 metreye çıkan boyuyla Avensis, sınıfın üst çizgilerine yaklaşıyor. Konfor çıtasının da arttığı iç mekânda güvenlik üst düzeyde; diz, ön, yan ve perde hava yastıkları içeriyi güvenli kılarken araçta ABS fren sisteminin yanı sıra, elektronik stabilite sistemi, çekiş kontrolü gibi özellikler standart olarak yer alıyor.

Eskisine oranla gücü artırılan ancak yakıt tüketimi ve çevreye yaydığı karbondioksit miktarı düşürülen 1.6 litrelik benzinli motor markanın yeni optimum sürüş felsefesini iyi yansıtıyor. 132 beygir gücündeki motorla aracın 120 km’de ortalama 6,6 litre benzin tüketmesi oldukça başarılı. 0′dan 100 km/saat hıza 10,4 saniyede çıkan Avensis’in son hızı 220 km/saat. Avensis Elegant 1.5′nın fiyatı 46,2 bin TL.

Pikap satışları jiplerle yarışıyor

pikap

Son üç ayda motor hacmi 1,7 litrenin altındaki modellere yönelik talep arttı. Alınan vergi indiriminin en yüksek olduğu bu sınıfta satışlar önemli ölçüde yükseldi. Dolayısıyla tüm satışlar içinde diğer sınıfların payı bir miktar azaldı.

Fakat, bu Türkiye için klasik hale gelen bazı sınıflardaki satışları tam olarak baltalamış değil. Örneğin SUV denilen ve irili ufaklı 50 farklı modelin bulunduğu sınıf tüm otomobil satışlarında bir ara yüzde 10′lara dayanan paylara ulaşmıştı. Ekonomik sınıftaki satış patlamasına rağmen yılın ilk 4 ayında 7 bin 400′e yakın SUV satılarak yüzde 6′nin üzerindeki pay korundu. Bu sınıfın güçlü tutulmasında crossover adı verilen küçük sınıfta dörtçeker versiyonlarının yanına 6×4 versiyonlarının da eklenmesi etkili oldu.

Avrupa’da en büyük pikap pazarı olan Türkiye’de yılın ilk 7 ayında pikap satışları da gücünü korudu. 11 farklı modelin rekabet ettiği pikap pazarında ayda yaklaşık 500 civarında pikap satılmaya devam ediyor. İlk 3 ayda 4 bin 500 pikap müşteriye ulaştı. Oysa diğer ticari araç sınıflarında ciddi kan kaybı var. Türk tüketicisinin bozuk yollar, güçlü kullanım özellikleri, gösterişli karoseri, son yıllarda artan şehir dışında oturma gibi etkenlerle yöneldiği pikap araçlarda tercihler net bir şekilde belirmeye başladı. Örneğin birkaç yıl önce markalar tek kabinli pikapları da ithal ederken bugün pazara sunulan modellerin hemen tamamı çift kabinli. Çünkü, tüketici bu aracı aynı zamanda bir SUV gibi kullanıyor. SUV’lara göre ticari araç vergisi nedeniyle daha ekonomik olarak yola çıkan pikaplarda bir başka eğilim ise 4×2 tercihi. Zira, 4×4 versiyonlara göre 12-16 bin TL daha ucuz olmaları bu gösterişli arazi araçlarını da ağırlıklı olarak ikiçeker versiyonla yola çıkarıyor. Müşteri, görünümleri tamamen SUV’lara benzeyen pikapları SUV’ların yarısı fiyatına satın alabiliyor. Sonuçta pikap sınıfı eğilimlere göre hızla değişerek varlığını korumaya devam ediyor.

İkinci el otomobiller kıymetlendi

2.el araba
Yazın yaklaşmasıyla 16 Mart tarihinden itibaren uygulamaya geçen ÖTV indiriminin bütün ilgiyi yeni otomobillere yöneltmesiyle geri planda kalan ikinci el otomobil pazarını canlandırdı. Pazar şimdi mevsimselliğin yanı sıra yeni otomobil pazarındaki ivmenin etkisiyle daha canlı bir dönem yaşıyor. Fakat, bu kesimde şu sıralar yaşanan en önemli sorun fiyat dengesinin altüst olması olarak gösteriliyor.

Şubat ayında otomobil almak isteyen müşteri için yeni otomobiller kadar ikinci el modeller de bir alternatif oluşturuyordu. Ne var ki krizin etkisi insanların talebini ertelemesine neden oluyordu. Pazarın yeterince durgun olması farklı fırsatları da beraberinde getiriyordu. Zira, bu tür ortamlarda elindeki otomobili nakite dönüştürme mecburiyetinde olanların sayısı artarken özellikle nakiti olan müşteriler açısından pazarda avantajlı fiyatlar ortaya çıkıyor. 3 aylık bir süre için çıkan ÖTV indirimi ilk etapta ikinci el otomobile olan ilginin bıçak gibi kesilmesine yol açarken kısa bir süre öncesine göre 3-4 bin TL daha ucuz hale gelen yeni otomobiller ikinci el fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu. Geçen süre içinde tüketicinin yeni otomobildeki tercihi de en ekonomik olan modeller üzerinde odaklandı.

Bayilerin elindeki ekonomik fiyatlı yeni model stoku hızla tükendi. Müşteriye mayıs sonrası haziran başı gibi gün verilmeye başlandı. İşte bu süreç yani müşterinin önce harekete geçip sonra bayiden istediği modeli o an için bulamaması ve indirim döneminin 15 Haziran’da sona erecek olması, ikinci el pazarını önemli ölçüde etkiledi. Bazı tüketiciler mevcut otomobilini piyasa değerinin bir miktar altında satıp ÖTV fırsatı bitmeden yeni bir otomobil almak istiyor. Yeni otomobildeki fırsatı kaçırmamak adına elindeki otomobilin fiyatını alıcıların beklentisi doğrultusunda düşürebiliyor. Böylece pazara eskisinden daha avantajlı ikinci el modeller girmiş oluyor.

Ama madalyonun öteki yüzünde ÖTV indiriminin kısa bir süre sonra biteceğini bilen ve ‘tok satıcı’ olan insan sayısı da az değil. İşte pazardaki fiyat dengesini altüst eden bu tablo yüzünden bugünlerde ikinci el bir otomobil almak isteyenlerin aklı bir hayli karışmış vaziyette. Çünkü, birebir aynı ya da çok yakın özelliklere sahip iki otomobil arasında birkaç bin TL fark olması özellikle düşük fiyatlı olan modele karşı şüpheleri artırıyor. Oysa ikinci el pazarında fiyatı belirleyen her ne kadar ürünün ortalama değeri gibi görünse de alıcı ve satıcı arasındaki uzlaşma daha ön plana çıkıyor.

İkinci el otomobil pazarını son birkaç aydır etkisi hatta ‘baskısı’ altında tutan önemli bir gerçek daha var. Yaklaşık 3-4 yıl önce ilk kez hızlı büyüme gösteren şirketlere uzun dönemli kiralamaya yönelik satışlarında araçların geri dönüş mevsimi yaşanıyor. Bu şekilde son 6 ayda pazara 20 bine yakın ikinci el araç girdiği hesaba katıldığında tablo daha net ortaya çıkıyor. Çünkü, bu araçlar hem çok km yaptığı için normal kullanıcıların araçlarına göre daha ucuza pazara sunuluyor hem de toplu olarak satılabildiği için daha avantajlı fiyat oluşuyor. Üstelik pazarda arz-talep dengesi de bozulmuş oluyor. Bu da otomobiline fiyat belirleyip satmak isteyen bireysel kullanıcıya ciddi sıkıntılar yaşatıyor.